

Pazaristan, BA216 Pazarlama Yönetimi dersini alan birkaç öğrenci tarafından oluşturulmuş bir blogdur. Bundan böyle buradan Burak, Emine, Kağan, Ozan ve Selin'in yazılarını takip edebilirsiniz. Merhaba Dünya :)
Temel bir gün dolmuşa binmiş. Arkadan bir kadın:
eyle 10 senede anca ödeniyormuş hem de 15000 ytl olarak.
Ben tıfıl bir çocukken en büyük zevklerimden biriydi evin bozuk para kutusundan para alıp bakkala koşturmak, boyumun yetmediği tezgahın üzerinden bakkala amcaya seslenerek çekirdek istemek. Ton ton bakkal amca (ama gerçekten tombuldu) yaptıgı kağıt külahın yanında bir de fazlasını verirdi kabukları yere atmayayım diye. Yere bir şeyler atmamak gerektiğini uygulamalı olarak öğrenmiştim. Gerçi dünyayı el birliğiyle bayağı güzel kirletiyoruz. Hiç çekinmiyoruz, elimizi korkak alıştırmıyoruz maşallahımız var. Neyse amacım nostalji yapmak veya nutuk atmak değil; bu yazıya bir giriş paragrafı lazım ve ben buradan giderek konuyu başka bir yere bağlayacağım.
İşte Papağan şirketi buna,” - Ya bunu neden daha önce kimse düşünmemiş ki (ben de dahil) acaba” dediğim başarılı bir çözüm getirmiş; paketlerinin üzerine yenilen kuruyemişin kabuklarını atmak üzere bir poşet daha bulunuyor. Tebrik ediyorum! Daha önce niye akıllarına gelmemiş acaba? Olsun en azından çevre temizliğine artık onların da katkısı var. Kanaatimce diğer paketlenmiş kuruyemiş satan firmaların da birkaç adım önüne geçmiş bulunuyorular (Kuruyemiş sever biri olarak benim sempatimi kazandılar). Bunu bir dergi sayfasında gördüm ve öylece yazmaya karar verdim. Bundan böyle evde, işte, okulda plajda çekirdek keyfimi papağanla taçlandıracağım, eşe dosta tavsiyede bulunacağım. Duyarlı olmalıyım, duyarlı olmalısın, duyarlı olmalıyız.

Steve Jobs adını duyanımız az olsa da Apple adını duymayınımız yoktur herhalde... Zaten okulda bi' kısım şanslı öğrencinin ellerinde kar gibi bembeyaz MacBooklar dikkatimizi çekmektedir. Ben bir HP sahibi olarak kendilerine gıpta ile bakıyorum. Gel gelelim asıl meseleye, Steve Jobs kanımca dünyanın en orijinal fikirlerine sahip, sürekli yenilenmeyi hayat felsefesi haline getirmiş, ürünlerini pazara çok güzel bir şekilde sunan şahsına münhasır bir kişilik. (Bknz. Ipod, MacBook Pro ve yepyeni MacBook Air). Ipod ile mp3 calar piyasasında sağlam bir yer edinmiştir. Bundan sonra birçok firma Ipod'un muadili olabilecek ürünlerle piyasadan pay kapmaya çalışmışlardır. Daha ucuz fiyatlara, tasarımları pekala ipod ile yarışabilecek kadar güzel mp3 çalarlar bulunabilir; ancak apple yine de tercih edilirliği yüksek bir marka olmayı sürdürmekte. Tasarım, renk seçimleri, teknolojik özellikleri vs birçok faktörü buna sebep gösterebiliriz
Apple’ın şu günlerde” Thinnovation” sloganıyla dikkat çeken bir ürünü var ki “bu kadar incesi de mi çıktı be kardeşim hey gidinin teknolojisi" dedirtti. Dünyanın en ince dizüstü bilgisayarı diyor kendisi için. Şimdi resimine bakıldıgı zaman "bu kadar ince nasıl olur; onca parçayı neresine koymuşlar bunun” diyebilirsiniz. Bu minik kuşun içinde 64 gb solid-state-disc (ssd) bulunmaktadır. Bu diskler oldukça az yer kaplamaktadırlar, güç tüketimi de diğerlerine göre daha ekonomiktir ve bu da daha uzun süre giden pil demektir. MacBook Air’ın boyutları da bir hayli iddalıdır, zaten bu bilgisayarın en iddalı kısmı hafifliğidir, inceliğidir. Kalınlığı 0.76 inch (1.9304 cm), ağırlığı ise 3 pounds (1.360 kg). Her güzelin bir kusuru illa ki olacağından, MacBook Air’ın cd sürücüsü yok. Önemli bir eksiklik olarak değerlendirilebilir; ancak buna da şöyle bir çözüm bulmuşlar: Cd sürücüsü olan başka bir bilgisayara kablosuz bağlantıyla bağlanıp karşı tarafın da iziniyle onun bilgisayarının sürücüsünden yararlanabiliyorsunuz; bluetooth ile veri alışverişi yapmak gibi bir şey yani. 1.6GHz (veya isteğe göre 1.8GHz yükseltilebiliyor) Intel Core 2 Duo işlemciye sahip. Üzerinde 1 adet USB girişi var. Bluetooth özelliği mevcut. Evet sonuç olarak pek de tercih edilesi bir dizüstü bilgisayar değil kanımca. İnternete bağlanmak için, belki film izlemek için bir de sırtta fazla ağırlık yapmadığı için tercih edilebilir; ancak henüz Türkiye piyasasına gelmediğini de belirtmek isterim, gelse de el yakacak olan fiyatlarıyla kaç tane alıcı bulur bilinmez.