
19 Mart 2008 Çarşamba
Nerede O Eski Usturalar?

17 Mart 2008 Pazartesi
Knorr
Reklamda bu anlattıklarım çok iyi yansıtılmış. Konumları ne olursa olsun onları beceriksiz bulan annelerinin direktifleri dahilinde yaşamak onları utandırıyor. Belki kimi zaman bezdiriyor. Ama reklamın sloganı işin dozunu biraz kaçırmış bence: “ Ofise anneniz değil de onun çorbası gelse daha iyi olmaz mı?”. “Annemizi çorbası için mi seviyoruz “diye isyan ediyor insan ister istemez ilk tepki olarak. Zihniyet çok açık: Faydacılık. Bana fayda sağladığı sürece yanımda olsun hatta o da olmasın sadece faydasını göreyim.
Aslında reklamın mesajı nedir? Yaptığımız hazır çorba. Ama o kadar iyi yapıyoruz ki evde annemizin yaptığı çorba kadar güzel. Ev yapımı çorbayla benzetildiğine göre katkı maddesiz olduğuna dair bir izlenim de yaratıyor. Size sıkıcı iş yerinizde evinizdeymiş gibi hissetme imkanı sağlıyor. Kısacası tüketicisiyle bağ kuruyor. Yani yapması gereken üzerinden yola çıkarak benim algıladığım bu. Fakat bir sloganla bu bağı kopardığını düşünüyorum eğer hedef kitlesi sadece annelerinden bezmiş bir grup erkek şirket çalışanı değilse…
15 Mart 2008 Cumartesi
İŞİ GÜCÜ YENİLİK
Steve Jobs adını duyanımız az olsa da Apple adını duymayınımız yoktur herhalde... Zaten okulda bi' kısım şanslı öğrencinin ellerinde kar gibi bembeyaz MacBooklar dikkatimizi çekmektedir. Ben bir HP sahibi olarak kendilerine gıpta ile bakıyorum. Gel gelelim asıl meseleye, Steve Jobs kanımca dünyanın en orijinal fikirlerine sahip, sürekli yenilenmeyi hayat felsefesi haline getirmiş, ürünlerini pazara çok güzel bir şekilde sunan şahsına münhasır bir kişilik. (Bknz. Ipod, MacBook Pro ve yepyeni MacBook Air). Ipod ile mp3 calar piyasasında sağlam bir yer edinmiştir. Bundan sonra birçok firma Ipod'un muadili olabilecek ürünlerle piyasadan pay kapmaya çalışmışlardır. Daha ucuz fiyatlara, tasarımları pekala ipod ile yarışabilecek kadar güzel mp3 çalarlar bulunabilir; ancak apple yine de tercih edilirliği yüksek bir marka olmayı sürdürmekte. Tasarım, renk seçimleri, teknolojik özellikleri vs birçok faktörü buna sebep gösterebiliriz
Apple’ın şu günlerde” Thinnovation” sloganıyla dikkat çeken bir ürünü var ki “bu kadar incesi de mi çıktı be kardeşim hey gidinin teknolojisi" dedirtti. Dünyanın en ince dizüstü bilgisayarı diyor kendisi için. Şimdi resimine bakıldıgı zaman "bu kadar ince nasıl olur; onca parçayı neresine koymuşlar bunun” diyebilirsiniz. Bu minik kuşun içinde 64 gb solid-state-disc (ssd) bulunmaktadır. Bu diskler oldukça az yer kaplamaktadırlar, güç tüketimi de diğerlerine göre daha ekonomiktir ve bu da daha uzun süre giden pil demektir. MacBook Air’ın boyutları da bir hayli iddalıdır, zaten bu bilgisayarın en iddalı kısmı hafifliğidir, inceliğidir. Kalınlığı 0.76 inch (1.9304 cm), ağırlığı ise 3 pounds (1.360 kg). Her güzelin bir kusuru illa ki olacağından, MacBook Air’ın cd sürücüsü yok. Önemli bir eksiklik olarak değerlendirilebilir; ancak buna da şöyle bir çözüm bulmuşlar: Cd sürücüsü olan başka bir bilgisayara kablosuz bağlantıyla bağlanıp karşı tarafın da iziniyle onun bilgisayarının sürücüsünden yararlanabiliyorsunuz; bluetooth ile veri alışverişi yapmak gibi bir şey yani. 1.6GHz (veya isteğe göre 1.8GHz yükseltilebiliyor) Intel Core 2 Duo işlemciye sahip. Üzerinde 1 adet USB girişi var. Bluetooth özelliği mevcut. Evet sonuç olarak pek de tercih edilesi bir dizüstü bilgisayar değil kanımca. İnternete bağlanmak için, belki film izlemek için bir de sırtta fazla ağırlık yapmadığı için tercih edilebilir; ancak henüz Türkiye piyasasına gelmediğini de belirtmek isterim, gelse de el yakacak olan fiyatlarıyla kaç tane alıcı bulur bilinmez.
27 Şubat 2008 Çarşamba
Farklı Bakış Açıları
Bu yazı bir nevi hoşbulduk yazısı olacak gibi görünüyor. Bloğu tanımak adına orayı burayı kurcalarken birkaç kelime bir şeyler yazayım bakalım ekranda nasıl duruyor diye merak etmiş bulundum. Şimdi çarşının pazarın nabzını tutar dedik büyük laf ettik sanki biraz :)
İlerleyen günlerde piyasadaki markaları kendi bilgi dağarcığımızın elverdiği çerçevede incelemeye çalışacağız bir nevi fikir paylaşımı yani...
Görüşmek üzere.
